Umut's profileMaxhoper Neyden Bahsediy...PhotosBlogListsMore Tools Help
Photo 1 of 13
Burayı birşeyler karala diye yaptık...
Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
follow me ööwrote:
yaşam öyle bir şeydi ki insanları daima ileri götürüyordu yada öyle sanıyorduk. Geçmişi düşünüyorum bi de şuanı insan kendini sıfırlıyordu yeniden baştan başlıyordu sanki hiç bir şey olmamış gibi..işte sıfır noktası belki de buydu;bittiği yerden yeniden başlamak;hüzünle sevinçle ama inatla...
Apr. 25

Umut Özyürek

Interests
Metindeki tavrımın aksine gayet alçak gönüllüyümdür. Alıntı yapmam . Orjinal takılırım. Sözlerimi başkalarına satan yaratık zırtapozdur nonoştur , beş yüz metreden baş aşağı betona atılası kişiliktir.

Favorilerimden bahsedecek olursak :

Sevmem favori birisi yada bir şey olsun aklımda. Sonra kaybedersin yada gösterdiğin ilgiyi alamazsın . Üzülürsün be. Uçarım kaçarım tutamaz beni kimse kolay kolay...
Hoş Yerler

Maxhoper Neyden Bahsediyor

Maskesiz İnsanlar Ülkesi...
1/3/2009

Noluyor lan bana

Kendimi başka türlü ifade edemeyecem günlük...
 
Deli Ettiler Lan Beni Durduk Yere
 
Bozulmuş klozet foşur foşur akar
Ah ulan buna bu memlekette kim bakar
Odamın içi niagara şelalesi olacak
Kimseler iplemez keyif çatar.
 
Ders çalışmak için oturdum masaya
Koca bina gömüldü karanlığa
İbnenin biri almış eline yangın tüpünü
Sıkar sağa sola
Lan boğuluyoduk duman altında
 
Bana bi haller oluyor delleniyorum zaman zaman
Bu gün dalıyodum genel müdüre , pis godoman
Otel değil sanki tımarhane
Deli ettiler lan beni durduk yere
 
Düşünüyorum arada sapıkca
Lan Umut topla bunları bir araya
Sok bozuk klozete hepsini
Çek sifonu bitir işi
 
Delik büyük olsa yapacam
Koca kıçları lağıma tıkacam
Lakin delik küçük , kıçları büyük
Bunun başka çaresini bulacam
 
Dertlerim pek çok
Finaller geldi çalışan yok
Arkadaş da yapmasak gay olacaz
Erkek erkeğe takılacaz
 
Makina mühendisliği çok sükseli
Lakin okuması pek zahmetli
Matematikçi soruyo kol gibi
Terletiyo türevi , integrali
 
Bu günlük benden bu kadar
Dışarda paso kar yağar
Bi çıkıp oynayamadık
Kardan adam yapamadık
 
Umut...
 
 
 
8/2/2008

Geleceğe Gönderdiğim Mesaja Ulaştım

Yıl 2006
 
Bir kaç hat değiştirmiştim. Eski ve kullanılamaz durumda olan sim kartlarımdan birine küçük mütevazi bir mektup yazdım kaydettim ve sim kartı bir süre sakladım . Daha sonra sim kart elimde olmayan sebeplerle kayboldu. İçerisindeki mesajla gittiği için üzülmüştüm. Giriş kodunu yalnız ben bildiğim için kimse de bulup bana haber veremezdi. Bir süre sonra böyle bir kart olduğu da yavaş yavaş hafızamdan silindi.
 
2 Yıl Sonra...
 
Bu gece malzeme dolabımda ampermetre ararken elime küçük bir chip geldi. Üzerinde iki yıl önce bıraktığım izler hala duruyordu. Her nasıl geldiyse onca zaman dolabın dibinde bulunmayı bekliyormuş. Hemen bir telefon bulup kartı taktım. Biraz hırpalanmış olsa da hala çalışıyordu.
 
Kendim için kaydettiğim mesajı okuyunca çok tuhaf bir ürperti içimi kapladı. Hayal meyal hatırlıyorum. Mesajı dar bir zamanda yazmıştım. Garip olan tahminlerimin büyük oranda tutmuş olması.
 
O mesaj işte şöyle birşeydi ( yıl 2006 ) :
 
" Bu kart bundan bir yıl önce benim tarafımdan kullanılıyordu . Az önce kartı kazara masamda buldum , telefonuma taktım ve içindeki 7 mesaj benim üç anımı canlandırdı. O sıralarda lise 2 deydim. Son mesajda konserde oluğumu hatırlıyorum.Gelecekteki Umut merhaba. Bu mesajı okuyabilecek misin bilmiyorum. Mat sınavı 8 şubattaymış öss 18 haziranda... İkisinin de sonuçlarını bildiğini ve gülümsediğini görür gibiyim. Geçmişte yaşamak arkadaş bakımından zengin olmak demek sense yalnızsın tahminim. Dışarısı buz gibi .Her yer buz tutmuş durumda.Biraz daha olsa da okusam diyeceksin ama bu makina yetersiz ve parmaklarım yoruldu.Bu chip her zaman seninle olsun."
 
O iki sınavın birinden geçtim birinden kaldım. Her yer buz tutmuştu ve ertesi gün  atatürk parkındaki ağaçlar kökünden sökülecekti ben bunu bir gün sonra otobüs canımdan oha naralarıyla hayran hayran seyredecektim. Bu mektupta bahsettiğim 7 mesajı o chipte saklamışım bazıları 2004 senesine ait. Bazı özel ve son derece samimi mesajları 4 buçuk yıl sonra okumak çok ilginçti. Şimdi o insanlarla malesef görüşmüyorum bile. "Ben her zaman seninleyim" cümlesinin ne kadar sahte bir cümle olduğunu ancak 4.5 yıl sonra anlayabilecekmişim.
 
Geleceği kısmen görmüşüm. "Geçmişte yaşamak arkadaş bakımından zengin olmak demek sense yalnızsın... " demişim . Bu doğruydu fakat bir süre için doğruydu. Yalnız kaldım. Ama geçici bir süre için. Gerçi o bile yetti . Devasa bir arkadaş grubunu bir senede kaybetmek insana koymuyor değil. Sonuçta çok doğru bir tahmin yapmışım . Tebrik ettim kendimi. Mesajın apar topar yazıldığı özensizliğinden belli fakat etkisi benim için büyüktü.
 
ek not : Bu mesajı yazdığım telefon daha mesajı yazarken üretimi durdurulmuş olan M50 serisi bir telefondu. Sanırım yer yüzüne ondan daha ağır çalışan bir telefon bir daha gelemez. Zaten üreticisi de batmıştı.
 
 
 
 
7/18/2008

İspanyol'un Dönüşü

Herşey güzel. İspanyol da ülkesine döndü ama ya çok yoğunuz ya da bu günler daha uzun olmalı. Aynı gün aynı saatte aynı yerde olamıyoruz. Çin işkencesi dedikleri böyle bir şey mi ?
7/1/2008

Başlık Yalan Oldu

7000'in üzerinde ziyaret almışım burada ve artıyor. Bu gün space kayıtlarına böyle girile...
6/3/2008

Çevremdeki İnsan Çeşitleri

Bu güne kadar çevremde dolaşan insan karakterlerinden öne çıkanları aşağı yukarı şöyle :

 

Sıcakkanlı : Genellikle kız arkadaşlarımın büyük çoğunluğunu oluşturuyor bu grup. Hemen duygularını belli eden , konuşmaya doyamayacağım insanlardır. Tepkileri doğaldır. Bu yüzden çok severim . Sevimli insanlardır.

 

Asabi : Birkaç erkek arkadaşımın özelliğidir. Bunlar hemen parlarlar , bırakınca kırarlar dökerler ama kontrol etmesi kolay insanlardır . Bu onlar için , kötü benim can sağlığım için iyi bir durumdur. (Kafayı gözü sağlama almak lazım tabi ) . En güzel yanları içi dışı bir insanlardır. Pat diye bana ağızlarına geleni söyleyebilirler . Ben de sinirlenip “senle mi uğraşacam be güzelim” replikleriyle elemanları silerim . Herkes rahata erer. Bu yüzden çevremde birkaç kişiden fazla olamamış karakterdir.

 

Sempatik : En tehlikeli arkadaş grubudur. Bir insanın aynı kişiden birçok kez kazık yemesinin en büyük sebebidir bu arkadaşlar. Gerektiğinde yalan da söylerler sallarlar sıkarlar tekrar kazık atarlar. Bir şekilde yine gönül alırlar. Büyük bir arkadaş grubunda bir tanesi yeter. İkincisi bünyeye fazla gelir. (Neden katlanıyorum bilemiyorum )

 

Deli : Benimle aynı ortamda olduklarında elimde olmayan sebeplerle acırım kendilerine. Çünkü yine elimde olmayan sebeplerle çok iyi konuşma malzemesi yaptığım oluyor bu karakterleri. İnsanlar gülse de yazıktır be çocuğa…

 

Sakin: Bu insanlar full yatış pozisyonunda durur. Bir minder, 70-80 cm den büyük bi koltuk görürlerse dikey duramazlar , orası kafeymiş , parkmış , bahçeymiş pek takmazlar paso yatarlar. İnsanı sinir eden bi halleri vardır. Sinir etmekle de kalmayım bütün ortama rezil ederler beni. Böyle bi insanla buluşmada mümkün olduğunca oturmamaya gayret ederim.  Elimde olsa adrenalin dolu bi şırınga enjekte etmek isterim. Oturamasın 6 ay.

 

Ot : Yolunması gereken karakterlerdir. Muhabbetleri ders , sınav ve bilumum defter kitaptan ibarettir. Ortama girmezler . Bu tiplerle okul kütüphane gibi mekanlarda birlikte olunur ancak. Kızı da erkeği de aynıdır. Tatsız tuzsuz ıspanak gibidir. En büyük eğlencesi soru çözmektir. Bütün hayatı dersten ibaret olduğu için üç cümle kurup sohbet edemezler. Başka insanların yanında elleri birbirine dolaşır. Hayatları teoriktir. Okul bitince ölürler . Birkaç yıl sonra muhabbetlerde “ bizim bi x vardı ne inekti beaa! “ gibi cümlelerde geçer. Kendilerinden haber alınamaz.

 

Ayı : En iğrenilesi tiplerdir. Büyük oranda erkeklerden oluşur. Sağa sola tükürüp , bolca küfretmek en büyük eğlenceleridir. Bacakları birleşmez. Birini sağa birini sola atarak ayrık ayrık yürürler . Oturdukları koltukta en çok yer kaplamak için ayrıca efor sarf ederler. İçlerinde gay olduğundan şüphelendiklerim bile vardır. İtiraf etmeliyim ki bazılarına duyduğum aşırı iğrenme içgüdüsüyle bu arkadaşları kullanıp yaptıkları ayılıklara çatlayana kadar gülüp eğlenmişliğim vardır. Ben de böyle bi iğrencim işte… Ayı karakterli kızlar apayrı bir faciadır. Hemen hepsi çirkin kısa boylu ve iri yapılıdır. Kavga , küfür onlar için nefes almak gibi bir şeydir. Bi gün hepsi birbirini öldürse de kurtulsak diye düşünmüşlüğüm çoktur.

 

Özenti : Ayılardan sonra en çok uzak durduğum , arkadaş çevremden temizlemek için en çok çaba gösterdiğim ekiptir. Dış görünüşle içi arasında , Dünya'yla Mars arasındaki mesafe kadar fark vardır. O gün ne popülerse odurlar. Her şekle girerler. Genellikle kareli bol keten pantolon üzerine eskitilmiş t-shirtler giyer büyük camlı güneş gözlüklerine bayılırlar. Kollarına iğrenç bilekliklerden birini takar ve yanlarına yassı , bavul büyüklüğünde bi çanta alırlar.. Ayrıca bel çantaları da vardır. İçinde sigara cep telefonu , ot vs bulunur. O büyük çantada ne olduğunu özenti arkadaşlar arasında sırdır. Herkesle selamlaşırlar . Kafelerin bulunduğu caddelerde fink atarlar. Her konsere (paraları çıkışırsa ) giderler. Pop , jazz ,rock fark etmez. Maksat dostlar sanat aktivitesinde görsündür. Hiç bi halttan anlamazlar. Üzerlerine çektikleri ilgiyle yaşarlar… Motor sevgilileri olur …Tiksinç bir birliktelikleri vardır. Bunlardan biri aldatır diğeri bana gelir ağlar sızlar . İkisini de çok fena azarlarım.

 

Motor : Yerim onu ben… 

 

Abaza : Beyinlerinde iki satır akıl fikir yoktur. O mercimek beyne tek bir görev kodlanmıştır. “ Sevgili yap. ” Bu geri zekalılar hayatlarında bir kez olsun bile kendilerini sevecek bir kız bulamazlar . Bir kız arkadaş yapmak için türlü taklalar atarlar . Zaman zaman bir kızla arkadaşlık kurmayı başarsalar bile birkaç gün sonra onu da kaybederler ve arkasından çok yaratıcı küfürler üretebilirler…  Her selam verişlerinde bana “senin çok kız arkadaşın var . Bana ortam yap sevgili yap , onu yap bunu yap  “ gibi cümleler sarf edip benden ruh halime göre “sana geri zekalıymışsın gibi davranmak istiyorum lakin ne yazık ki ortam müsait değil” ayarında bir cümle duyarlar.

5/30/2008

Plansız Yazı

Plan program yapacak kafa kalmadı maalesef . Sınavlara girip çıkmaktan bazen "Umut dünyaya dön ! " diyen arkadaşlara " Dünya ? O hala dönüyor mu ? " dercesine bakarken plan yapmak sanırım insan sınırlarının üstünde. ( Sen insan mısın be kardeşim ! – Evet maalesef, sakıncası mı var  ? )

 

Önümdeki on gün benim için planlanmış bile . Gelecek haftaya baktım ve tüm günlerin dolu olduğu bir takvim gördüğümde anladım bunu. (Benim plan yapmama ne gerek var )

 

Gündüz yüzüme bir tokat atıp akşam üstü “ Yanımda olduğun için çok şanslıyım” diyen bir kız arkadaşımın ne demek istediğini anlamaya çalışırken yada puan tablosunda bir aşağı bir yukarı hareket edip duran tutarsız puanlarıma “ dur iki dakika bi yerinde !” diyemezken plan yapmanın ne gereği var. (Arkadaşımın eli de çok sertmiş, tokadın acısını hatırladım birden. )

 

Üç beş gram hidrokarbonun AgNO3 ‘le oluşturduğu çökeleği soran kimyacıya “Çökelekle mi doğdun lan ? Sana ne ! “ diyemezken ve zaman sürekli bana düşmanmış gibi akıp giderken planlarımın ne önemi var.

 

Sanırım seninle bazen ortak payda bulmakta güçlük çekiyoruz Dünya …

1/22/2008

Üç Maymunlarda İkinci Perde

Perde değil adeta duvar. Engellemeler sınırları zorlayan boyutlara ulaşmış durumda. DNS çözümleri artık çare değil. Ulaşım için "tünellerin" (proxy yada bir çeşit vekil sunucu) devreye girdiği çoktan yazılıp çizilmeye başlanmış.
YouTube da da şu sıralar yabancı kullanıcılar tarafından şaşkınlıkla seyrediliyor bu engelleme.
Dünyadaki diğer kullanıcılardan bazı yorumlar (türkçeye çerirerek yazıyorum ):
 
Hakaret dünyanın hiçbir yerinde saygı duyulan bir davranış değil . Ama neden Türkiye'ye ve kurucusuna saygı duymalıyım. Bush hakkında bu sitede binlerce hakaret içeren görüntü var ve amerikalılar hiç bir zaman YouTube u kapatmıyorlar.
 
Bir diğer yorum yine aynı kişiden :
 
Türkiye kendi halkının bu hakaretlere cevap verme özgürlüğünü engelleyerek halkına baskı oluşturuyor. Bu (pathetic-argo anlamlı) işe yaramaz bir diktatörlük.
 
Bu kullanıcının bazı düşüncelerine katılmıyorum . Örneğin :
"Türkiye'ye ve onun kurucusuna neden saygı duymalıyım" demiş fakat herkes devletlere ve onun kurucularına saygı duymalıdır. Bu devletlerin eksik yönleri de ancak bu saygı çerçevesinde eleştirilebilir. Aksi halde eleştirinin yerini hakaret alır.
 
Ama ben de cevap verme özgürlüğümüzün kısıtlandığını düşünüyorum
 
Ek not : DailyNews de insanların dalga kaynağı olmuş durumdayız . İngiliz ve Amerikan gazeteleri okurları halimize gülüyor. Yorumları buraya yazmaya kalksam sayfalar almaz. Yakında bu gazetelere de bir sansür gelirse şaşırmam.
 
Ek not 2 : Şu anda yasak kalkmış bulunuyor. İki yasak arasının yarı özgür internetine hoş geldiniz. (23.01.2008 21.50)
1/21/2008

Üç Maymun

Bu hafta maalesef alıştığımız bir olay yine gerçekleşti. "YouTube a Erişim Engellendi" . Ben Telekom DNS lerini kullanmayan birisi olarak bundan etkilenmiyorum fakat Türkiye'den bu DNS* ler üzerinden bağlanan pek çok kullanıcı bundan oldukça etkilenmiş durumda.
 
Olayın sebebiyse YouTube a yüklenen önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Türkiye hakkında küfürler içeren görüntüler. Erişimi engelleme kararının ne tür bir mantıkla verildiğini anlamak mümkün değil. Bu kararı mahkemelerimiz veriyor. Tabi ki kanunlar çerçevesinde onlar görevlerini yapıyor. Buraya kadar mantık dışı bir durum yok .
 
Kanunlarımıza göre ceza Türkiyedeki kullanıcıların bu içerikleri görmelerini "engellemek" olsa gerek ki engellemeler de bunu doğruluyor. Mağdur olan bizler bir de bu cezayı çekiyoruz. Dolayısıyla biz bu görüntüleri göremiyoruz. Cevap veremiyoruz .Sesimizi çıkaramıyoruz. Ama tüm dünya şu anda o görüntüleri seyretmekte. Ülkemize ve önderimize yapılan hakaretleri dinlemekte. Sesimizin çıkmadığını , çıkamadığını gören insanlar da cesaretlerini artırıp daha ağır hakaretler ve iftiralar içeren görüntülerle YouTube u süslemekte. Yorumlarıyla bizi yerden yere vurmakta. Bu durumda cezalandırılan adeta bizler oluyoruz.
 
Birisi size küfrediyor siz gözlerinizi ,  kulaklarınızı , ağzınızı kapatarak üç maymunu oynuyorsunuz . Görmüyor , bilmiyor , duymuyorsunuz fakat olan sizin imajınıza ve onurunuza oluyor ve ben görmeyerek , bilmeyerek , duymayarak suçluları cezalandırdım diye düşünüyorsunuz. İşte ortadaki büyük yanlış bu... İşte mantığıma bir türlü aldıramadığım düşünce bu...
 
Umarım bir gün suçu işleyenlere ceza verilir , tanıklara değil...
 
*DNS : Domain Name Service ( Alan İsimlendirme Servisi)
 
1/4/2008

Bana Bunları Mı Bıraktın ?

İnternette okuğum bir yazıyı ilginç buldum. Yazının  neredeyse tamamı bir listeden oluşuyor. Bu listedeki isimleri çoğumuz yakından tanıyoruz. Ama bu "yerli" kuruluşların patronlarının kimler olduğu listeyi ilginç kılıyor. "Yerli" kuruluşlar diyorum çünkü bu listedeki tüm kuruluşlar listeyi ortaya çıkaran bir araştırmacıya göre 4.5 yıl öncesine kadar "Yerli" idi.
 
Şimdiyse Liste şöyle :
 
Türk Telekom, Arap'ın.
Telsim İngiliz'in.
Avea Lübnanlı'nın.
Turkcell'in yarısı Finli'nin Rus'un.
Kuşadası Limanı İsrailli'nin.
İzmir Limanı Hong Konglu'nun.. .
Araç muayene işi Alman'ın.
Başak Sigorta Fransız'ın.
Adabank Kuveytli'nin.
İETT Garajı Dubaili'nin.
Petkim? Ermeni'nin. (Kazak'a sattık, dediler)
Rakı , Amerikalı'nın. (Türk olan adı kaldı )
Finansbank Yunanlı'nın...
Oyakbank Hollandalı'nın.
Denizbank Belçikalı'nın.
Türkiye Finans Kuveytli'nin.
TEB Fransız'ın.
 
Liste bu şekilde uzayıp gidiyor . Biraz daha örneklemek gerekirse :
 
Cbank İsrailli'nin. MNG Bank Lübnanlı'nın. Alternatif Bank Yunanlı'nın. Dışbank Hollandalı'nın. Şekerbank Kazak'ın.Yapı Kredi'nin yarısı İtalyan'ın. Beymen'in yarısı Amerikalı'nın. Enerjisa'nın yarısı Avusturyalı'nı n. Garanti'nin yarısı Amerikalı'nın. Eczacıbaşı İlaç, Çek'in. İzocam, Fransız'ın. TGRT(Fox) Amerikalı'nın. Demirdöküm Alman'ın. Döktaş Fransız'ın. Süper FM Kanadalı'nın.
 
4.5 yıl içinde kendi deyimleriyle "Babalar gibi özelleştirildi" . Babalar gibi fakirleştiğimi hissediyorum.
12/17/2007

Biri Bilgehan'ı Durdursun

İstemiyorum ben 250 kontör falan arkadaşlar .
12/3/2007

Zamanı İleriye Alma Teknikleri

Zamanda yolculuk mümkün değil dediler , yaptım ! Ama biraz hayvanca oldu.
 
Gerekli Malzemeler :
 
Bir Adet Yatak
Yumuşak Yastık
Yorgan
Rahat Pijama (tercihen siyah)
Gelen gidenin olmadığı sessiz ortam,  perdeler kapalı , hava kapalı
 
Yapılışı :
 
Bir hafta boyunca uyku biriktirilir . Mümkün olduğunca az uyunur .Zombi gibi gezilir etrafta . Gözler kırmızı kırmızı. Derken hafta sonu gelir.Sürün sürün eve gidilir. Pijamalar erkenden giyilir. Ama sabaha kadar film izlenir müzik dinlenir kesinlikle uyunmaz , kafa iyice şişirilir. Derken sabaha karşı ağır adımlarla yatağın olduğu istikamete yönelinir. Yatak üzerine gelindiğinde derhal bayılınır.
Bu sayede uykusuzluk maximum düzeye çıkmışken ertesi gün akşam üstüne kadar uyunur. Kış günü hava erken kararır. Uykunun iyice alındığı saat 5 gibi yataktan kalkılır etrafa bir bakılır. Sabah gün doğmadı sanılıp tekrar yatılır. (oha deme bizzat yaşadım)
 
Tekrar kalkılır. 24 lük saat diliminden saatin 05.40 yerine 17.40 olduğu görülünce yataktan ağırca kalkılır gidilip televizyonun önündeki koltukta kalındığı yerden devam edilir. Sonra açlık hissiyle birşeyler yemek için ayılınır. Bişeyler yenir. Gece olur. Gün biter . Tekrar yatılır. Bir gün böylece yaşanmadan geçmiş olur. Ertesi gün zaman kavramı yitirilmiş , uyku son zerresine kadar alınmış fevkalade enerjik biçimde yataktan zıplanır.
11/19/2007

İnsanlar Benim İçin Ne Diyor II

Şu sıralar üstümde yine bir tuhaflık var . Ama buraya konu olmasını sağlayan ne platonik bir aşk acısı ne de herhangi bir kaygı... Bu pozitiflik ortamın atmosferiyle bazen zıt düşebiliyor. Tabi insanların hakkımdaki düşüncelerini de oldukça etkiliyor.
 
Daha önce de "İnsanlar bana ne diyor ???" u yazmıştım. Güncelleme zamanı gelmiş. Şimdi de 2. versiyonu hazır. Ne düşündüklerine cevap şeklinde oldu niyeyse.
 
Eskiden tükürdüğünü yalamayan bir tip olduğum söyleniyormuş bu hala devam ediyor. (Arkadaşlar ben ne tükürdüm yapmayın ) . Ukalalık da zirve yapmış durumda . Koysan dünyanın en ukala insanısın diyecekler , oysa alçak gönüllüyümdür ben be.
 
En yanlış anlaşıldığım konuya gelelim . Hayır ,  ben ağır abi değilim bayanlar baylar yalnızca bazı ortamlarda çocuk olabilirim ( bilen bilir öyle bi kabiliyet var meraklanmayınız ) , ama yol ortasında da kovalamaca oynayacak , ip atlayacak , sobeleyecek yaşları geçtik be biraz , yalan mı ?. Olmaz yani bu kalıba ters kaçar böyle şeyler. Anlayışla karşılayınız.
 
Konuşmuyormuşum . Sanırım bunu okuyan pek çok kişi " evet lan konuşmuyosun doğru dürüst. Hep susuyosun " diye içinden geçirecektir emimim. Ben de düşündüm bunu. Biliniz ki konuşmuyorsam bir sebebi vardır. Aptal aptal susup oturmam . Odun değilim ya . Susmaya da gelmediğime göre var bir sebebi. Bazen konuya yabancı kalabilirim, konu beni ilgilendirmiyor olabilir , aşmış bi konu tartışıyor olabilirsiniz ( yuh! ) . Konu çok saçma sapan olabilir (özellikle çok iyi bildiğim konularda ve ya ilgi alanlarımdan biri üzerinde herkes saçmalıyorsa susarım. "Bu niye konuşmuyor. Oysa bu konunun erbabıdır" diye düşünmeyiniz biran önce siz de susmayı deneyiniz çünkü saçmalıyor olabilirsiniz. Konu değiştirmeye çalışıyorsam bundan emin olabilirsiniz.)
 
Herkesin son zamanlardaki moda tribi " Olum sen nerdesin ? Niye bi arayıp sormuyosun . Öldün mü kaldın mı insan bir haber verir" gibi cümleler oldu.
Konuya açıklık getirme vaktinin geldiğini düşünüyorum. Bunun genel bir sebebi yok . Fakat size özgü sebepleri olabilir. Geride bıraktığımız günlerde yaklaşık bir buçuk ay dünyadan soyutlanmış vaziyetteydim. Başka bir şehirde tanıdık bir yüz görmeden yaşadım. Bol bol düşünme fırsatım oldu bu konuyu . Hanımlar , beyler trip attığımı düşünmeyiniz ama herşey de süt liman değil bunu bilesiniz. Arayıp sormama durumu da insanlar arasında " sen bizi artık iplemiyosun alacağın olsun"  şeklinde yorumlanmaya başlamış. (İpliyorum da herkesi değil. )
 
Henüz çözemediğim iki durum var . Birincisi , şu günlerde bana yine ağır abi muamelesi yapılmaya başlandı. "Erkeksi hareketler" sergiliyormuşum. (Şaşırmayınız erkek olduğum içindir de "hareket" ne oluyo ?) Fakat ağır mağır değilim yukarda yazdım zaten bana böyle şeylerle gelmeyiniz.
 
İkincisi , şu dünyada yalnızca bir kişinin yanında farklı davranıyorum . Bunu niye yaptığımı bilmiyorum kendime de kızıyorum. Onun da beni yanlış tanımasına sebep olduğumun farkında olduğum için ve kendimi doğru tanıtamadığım için daha çok üzülüyorum.  Ama ona gerçek beni gösterme fırsatım henüz yok . İmkanlar el vermiyor. Gerçeği görse ben ondan daha çok sevinecem o da sevinecek eminim. Ama bundan öte bir değişiklik olacağını sanmam artık.
 
Budur...
 
Dipnot : Hanımefendi kıskanmayınız , yanlış anlamayınız. 22 saat öteden bana kızmayınız. Telaşa mahal yok . Sakin olunuz.
11/4/2007

Mail Forward Etme ve Bunun Gerçek Anlamı

 
Her gün gelen kutuma doluşan onlarca içi boş mailin ne işe yaradığını öğrenmek isteyenlere adıyorum...
 
Bir acıklı mail hikayesinin kısa ve gerçek öyküsü...
 
  1. Güncel olaylar takip edilerek bir hikaye tasarlanır. Hikayenin etkileyici ve inandırıcı olması şarttır. Bunun için hikayede isim ve soyisimler , telefon numaraları verilir . Hikayede kimi zaman hasta bir çocuk kimi zaman yardıma muhtaç bir anne yada büyük bir ödül konu edilir.Hikaye çekici kılınır. Hikayelerin ortak noktası "bunu x kişiye gönder" dir.
  2. Hikaye bir mail adresinden yüzbinlerce adrese postalanır. Bu adreslerden de iyi niyetli arkadaşlarımız kendi adres defterlerindekilere forward ederler. İşin iç yüzü burda ortaya çıkar. Forward edilen mail kendisiyle birlikte daha önce gönderildiği adresleri de içine alır. Bir sonraki forward da diğer mail adresleri de bu maile kayıt olur. bu şekilde kişiden kişiye aktarılan mailler o kadar çok yol alır ki sonunda bu hikayeyi ilk uyduran insanın mail adreslerinden birine düşer.Tabiki topladığı yüzlerce mail adresiyle birlikte.
  3. Hikayeyi oluşturan arkadaş bu yüzlerce mail adresi toplamış olan kendi uydurduğu hikayeyi bir yana bırakır ve bu mail adreslerini hazırladığı bir veribankasına kaydeder.
  4. Bu yolla o kadar çok  mail adresi toplanır ki kaydettiği mail adreslerinin sayısı milyonları bulur. Bunları bir sonraki etkileyici hikayesinin yayılması ve bu hikayelerin daha çok mail adresini toplayıp ona getirmesi için kullanır.
  5. Topladığı mail adreslerinin sayısı istediği rakama ulaşınca mail üzerinden "spam reklam" yapan kişilerle temasa geçer ve bu adresleri para karşılığı satışa çıkarır.
  6. Sonrası ise bizim canımızı sıkar çünkü her gün onlarca ve ya yüzlerce reklam maili almaya başlarız. Posta kutumuz kullanılmaz hale gelir ve adresimizi değiştirmek zorunda kalırız.

Bu yüzden kolay yoldan para kazanmak isteyen mail adresi avcılarına yardım etmeyin.

10/14/2007

Dönüşü Yok


@Apolic
8/10/2007

Tadilat Dolayısıyla Kapalıyım

Gidiyorum lan işte . Bunun bahanesi yok. Tadilat da yok . Daha doğrusu gitmeye çalışıyorum. Önemli olan "istediğin yere gitmek" olunca işler biraz zorlaşıyor. Çok mekan seçen bi bünye sıkıntı yaratıyor. Gidiyorum ya . Bir daha dönmemek üzere , dönüşüm de gidişim kadar sıkıntılı olmasa bari.... 
 
Yokum bundan böyle uzunca bi süre . 
6/20/2007

Ortam Kalabalıklaşıyor

3000 kişinin üzerinde ziyaret almışım . Bu da böyle bi istatistik.
6/6/2007

Güzel Kızların Çirkin Pitbulları

Bir gün bir konuşma sırasında (konuşma dediysem geyik muhabbeti) arkadaşım bana bir soru sormuştu . "Olm taş gibi hatunlar b.k gibi heriflerle beraber oluyo. Ne iş ? "
 
Bir kız gibi düşünemeyeceğimize göre bir erkek gözüyle geyik muhabbetine devam ettik .. O gün , ama doğru ama yanlış bir mantık kurdum.
 
Şöyle bişeydi :
 
Erkekler , Sibirya Kurtları'na (hastasıyım) ve ya Golden Retriever'a (pek şirindir) sahip olmaktansa bir Pitbul sahibi olmak isterler . Odun yutmuş gibi iki bacağı bi araya gelmeden saçma sapan yürüyen bu çirkin ama güçlü yaratıklarla kendilerini daha güçlü ve güvende hissederler. Çünkü bilirler ki saldırmasını istediğinde tasmasını bırakması yeterlidir . İşi bittiğinde tasmasından çeker yanlarına alırlar bu saldırgan ve sadık köpeklerini...
 
Öyleyse güzel kızlar da bu güçlü ama aptal , tipsiz ve iki cümle kurup konuşamayan erkeklere pekala kendilerini güçlü ve güvende hissetmek için katlanıyor olabilirler. İstedikleri zaman bu adamların tasmasını bırakıp istedikleri zaman geri çekebilirler ne de olsa...  Bi taraftan da kızın güzelliğiyle sarhoş olmuş erkek salyalarını akıtan bir "köpek" kadar sadıktır kıza. Kızlar da sadakat güç ve güven istemezler mi zaten ? O erkekler de "güzel kızların çirkin pitbulları" olmaktan gurur duyarlar...
 
Kızlar erkeklere köpek gözüyle mi bakar bilmem ama içimden bunlar geçmişti ve geçmeye devam ediyor...Sonuçta benim beynim , benim düşüncem .
4/25/2007

Türkiye ?

Çok sevdiğim bir arkadaşım bana bir sunu dosyası göndermiş. Hoşuma da gitti . Herkes görsün bilinçlensin istedim. Ben de şimdiye kadar Türkiye nin ingilizce yazımı konusunda zaman zaman hata yaptığımı anladım.
 
http://www.freewebtown.com/maxhoper/ind/turkiye.pps den sunu dosyasını açabilirsiniz.
4/8/2007

Nisan Yağmuru

Aşka Geldim ... Tutmasın beni kimse...
2/28/2007

Siyah Cehennem

 
Devianttaki açıklamamdan alıntıdır :
"Küresel ısınma önümüzdeki 20 yıl içinde bizi vuracak.
Biz küresel ısınmanın acı yüzünü göreceğiz ve bununla yaşamak zorunda olan bir nesiliz.

Yukarıda 20 yıl sonrasından yani bu günün dünya yöneticilerinin bize miras bırakacağı dünyadan bir manzara kurguladım."
 
2/26/2007

Günden Güne

Geçen gün mahalle muhtarlığına gidip kendimi seçim listesine kaydettirdim. Baktım ki seçimlerden önce bir de Cumhurbaşkanlığı seçimi varmış...Derken Cumhuriyet Gazetesinin reklamları gözüme çarptı "Tehlikenin Farkında mısınız ?" .
 
Aklıma Edmund Burke'un bir sözü geldi
Şöyle diyor :
"Kötülerin kazanması için iyilerin seyirci kalması yeterlidir."
2/23/2007

Güncel Kal

Uzun zamandır birşey yazmamışım. Deviantart çalışmalarım http://maxhoper.deviantart.com/ ve ya http://maxhoper.deviantart.com/gallery/ da sergileniyor. Duymamış olma.
1/14/2007

Son 10 Yıl : İnternetin Evrimi

Tamamen kendi deneyim ve birikimlerimle yazacağım bu yazıyı sadece hafızamı tazelemek için yazıyorum .
 
Değişimler
 
1997 de internette girilecek sayfalar oldukça azdı . Bunların büyük bölümü mizah içerikli amatörce hazırlanan internet siteleriydi
arama motorları türkçe sayfaları bulmakta zorlandığı için toplistler o dönemin en çok ziyaret edilen adresleriydi. Bunlardan iyinet ve zirve100 o dönemlerde rekor sayılabilecek ziyaretçi sayısına ulaşmıştı . Bu sayı binlerle ifade ediliyordu. Bu gün için çok düşük bir sayı. 
1998 de internette chat modası başladı.Türkeyede  ICQ ve MIRC her bilgisayarın vazgeçilmezi oldu . İnsanlar Dial-Up bağlantıyla saatlerini chat odalarında geçiriyordu ve telefon faturalarının en kabarık olduğu dönemlerdi.
1999 da türkçe internet sitelerinde romantizm rüzgarları esiyordu. Pek çok yeni site ve amatör site açılmıştı . Bunlar genellikle aşk şiirleriyle kalplerle ve midi fon müzikleriyle bezenmişti. Aşk interneti de sarmıştı.
2000 Bu gün de çoğu kez girdiğimiz profesyonel sitelerin kuruldukları tarih oldu . Portallar 99 un sonu ve 2000 başında moda oldu.İnternet siteleri tek konu üzerine değil her konu üzerine birşeyler yayınlamaya başladı.
2001 İnternetteki amatör portalların pek çoğu kurumsal rakipleri karşısında dayanamayıp kapandı.Google bu tarihte açıldı.
2002 Bloglar yavaş yavaş görünmeye başladı. İlk yıllarında biraz yadırganıyor ve işlevsiz sanılıyordu fakat bu internet günlükleri (örn : microsoft'un space i gibi ) yakın gelecekte internetin en çok ziyaret edilen sitelerinden olacaktı.
2003 Hala dial-up modemlerle bağlanıyoruz. İnternet çok yavaş ve çok pahalı.
2004 ADSL denilen teknoloji türkiyeye geldi.
2005 youtube açıldı ve bir gün içinde milyonlarca video yüklenen bir görüntü arşivine dönüştü. ADSL in türkiyeye ulaşmasıyla internette türkçe sitelerde adeta ziyaretçi patlaması oldu.
2006 Türkçe bloglar bu yılın modası oldu. Hemen herkesin neredeyse bir blogu var.
 
 
Deneyimlerim
 
1996 da ilk bilgisayarımı elime aldım
1997 internete ilk kez girdim
1998 sourtimes lı yıllar. ICQ nun en parlak dönemleri
1999 ek$i sözlüğün* açılmasına tanık oldum.
2000 hayaletonline adındaki ilk internet sitemi açtım.
2001 google* yayın hayatına başlamasına tanık oldum. Oldukça basit bir arama motoruydu.
2002 hayaletonline*'ı zaman yetersizliği ve teknolojik alt yapısının eski olması yüzünden güncellemeyi durdurdum
2003 asp* de response ve recordset gibi komutlarının ne işe yaradığını çözmeye başladım.Hayaletonline sayesinde html* bilgim iyi durumdaydı , asp* ye geçmeye karar verdim.
2004 asp* de okuma ve yazma işlemlerini gerçekleştirebilen bir uygulama üzerinde çalıştım
2005 asp* üzerinde ziyaretçilerin notlar bırakabileceği bir defter programladım. Pek çok asp programcığını değiştirerek siteleri geliştirmeye çalıştım. Bu sayede asp yi daha hızlı öğreniyordum.
2006 ilk ciddi web sitesi deneyimini bir kurumsal web sitesinin oluşum ve gelişim aşamalarını yürüterek yaşadım
2007 proje hala devam ediyor...
 
* html : Hypertext Markup Language
* asp : Active Server Page
* ek$i sözlük : http://www.eksisozluk.com
 
1/7/2007

Özlemlerimde O Tatlı Kokun Var

Birlikte geçirdiğimiz eski günlerimizi hatırladım yine . Gönderdiğin mektubu defalarca okudum her satırını , her kelimesini...
  
Sanki senin sesin vardı aklımda mektubunu bana okuyan... Sanki sen vardın yanımda heyecanla sesi titreyen ... Beni tutup o günlere götürmek için sabırsızlanan... ve bir solukta bitti mektubun . Sayfalar dolusu bu mektup için , bana hatırlattıkların için , hatırlamakta zorlandığın tanışmamız için , bana hissettirdiğin karmakarışık duygular için , zamanımı seninle geçirebildiğim için ve en önemlisi zamanını benimle geçirdiğin için sana teşekkür ederim . Hala o tatlı kokun bir öğle vakti apar topar bana verdiğin kravatında...
1/1/2007

Alemlerdeyiz

Yılbaşını hep birlikte kutladık . Burada tüm detaylar var